Color
Background color
Background image
Border Color
Font Type
Font Size
  1. Her güne yeni bir sevincin türküsü mırıldanır güneşle beraber kulaklarımdan zihnime. Gökyüzü mavi bir yolculuktur içimdeki serseri çocuğun serüvenlerinde. Islak yaprakların coşkusuna sığınmış bir damlayım oysa ki ben. Düşer kalkar yeniden koşarım ufkumun en görünmez çizgisine. Çığlıklarım sessizliktir içimdeki fırtınaların ürperten gürültülerinde. Yıldızlar sırasını bekler nazlı nazlı süzülerek güneşin geçici vedasının tebessümüne.

    chris steele-perkinschildwaving  1985.jpg

    Toprağa dikilmiş nazlı bir fidandır düşerim. Sarıldıkça kökleriyle toprağa büyür de büyür. Her gece yeni filizlenmiş dallarıyla düşlerime öykünür. Düşlerdir anlama hayat katan,hayatın anlamına ruhunu satan.... Düşledikçe büyür göz bebeklerinin ışıltısı, düşledikçe kaybolur karanlığın renksiz döngüsü.....herkese iyi düşler
    Sen, Shalimar, nsoylu ve diğer 2 kişi bunu beğendiniz.
  2. 225830.jpg

    Kendi markasını kurana kadar çalıştığı Ysl,Gucci gibi moda devlerinde harikalar yaratan ve özellikle çıkardığı kült parfümlerle bizlerin gönlünde taht kuran ikonik modacı Tom Ford'un kendi markası altında çıkardığı ilk erkek parfümü olan for men,Black Orchid ve Tobacco Vanille gibi artık kült haline gelmiş parfümlerin hemen arkasından çıkmasıyla ve ortalığı biribirine katan reklam kampanyalarıyla piyasaya sürülünce ister istemez herkesin büyük beklentilerle karşıladığı bir parfüm olarak ortaya çıktı.Göz alıcı şişe tasarımı,erotizmin sınırlarını aşan reklam kampanyaları ve Tom Ford isminin ağırlığı onu bir anda imza kokusu arayan erkeklerin alım listesinin ilk sırasına yükseltti.

    Aslında parfümümüze geçmeden önce şunu sormamız lazım kendimize.erkek parfümü nedir?nasıl olmalıdır?....Herkesin kokular dünyasında farklı beklentileri ve zevkleri olduğu su götürmez bir gerçek.Buna mukabil satış kaygısı güden markalar da makimum satış rakamlarına ulaşmanın yollarını arayarak genel beğeni kavramı üzerine ürünlerini inşa etmekte.Bu durum tabi ki ürün kalitesinden çok,ürünün lanse ediliş kalitesini yani pazarlama faaliyetlerini daha çok ön plana çıkarıyor.Özellikle Tom Ford gibi moda dünyasının pazarlama dehası biri için de bu durum fazlasıyla geçerli.ancak biz kendimize sorduğumuz sorulara geri dönersek,maskülenlik kavramına kadar inmemiz gerekebilir ve bu kavram tom ford for men ile açıklanmayacak kadar derin ve uzun bir konu.Fakat genel hatlarıyla baktığımızda odunsu ve baharatlı aromaya sahip kokular piyasada erkek kokularının özeti gibi birşey.günümüz parfüm trendleri ise gitgide tatlanan hatta şekerli yiyeceklere yaklaşan yapay ve kimyasal aromaların egemenliğine girmeye başlayan bir süreçte.işte Tom Ford for Men i bu yönüyle yani fazla tatlılık barındırmayan odunsu,parlak ve sıcak yapısıyla farklılaşan bir parfüm.yani kısaca modern maskülen parfüm tanımı Tom Ford for Men için birebir uyan bir tanım olur....

    Parfümümüzün açılışı son derece parlak hatta ferah sayılabilecek turunçgillerin ve acımsı sayılabilecek zencefilin aromatik notalarla dengelenmesiyle başlıyor.Limon ve bergamotun uyumlu açılışına eşlik eden zencefil gerçekten de başarılı.özellikle son dönem erkek parfümlerinde sıkça rastladığımız bir nota zencefil ve başarılı kullanımı parfümlere farklı bir hava katan,turunçgillerle son derece uyumlu acımtırak bir yapıya sahip.Açılış Chanel'in çok satan parfümü Bleu'nun traş kolonyasına benzemeyen ve daha sıcak hali gibi.Üst notalar benim için çok başarılı

    Orta notalarda yumuşak ancak belli belirsiz hissedilen tütüne eşlik eden baharatlar ve kremsi bir paçulinin varlığı kendini belli ediyor.Orta notaların baharatlardan kaynaklı sert yapısı portakal çiçeğinin dengelenmesiyle oturtulmaya çalışılmış.Ancak orta notalarda harman yapısının uyumsuzluğundan söz edebiliriz.Açılıştaki turunçgilli yapının alt notalarla uyumunu koruyabilmek için kullanılan portakal çiçeği parfümün sıcak yapısının tadının kaçmamasına da katkı sağlamış diyebiliriz.Orta notalar başlangıcındaki parlaklığın söndüğü bir yapıyla devam ediyor.daha iyi olabilirmiş diyorum ve geçer notu veriyorum.

    Parfümün alt notaları reklamlarda vurgulanan erotik ve kışkırtıcı yapının hayat bulduğu yer benim gözümde.Amberin tensel,sıcak ve baştan çıkarıcı yapısı buram buram burnunuza gelirken ona eşlik eden odunsu ve sert notalar iyi bir denge yakalamış.Tütün ve paçuli alt notalarda da hissedilir oranda kendini göstermeye devam ediyor.Parfümün en beğendiğim kısmı alt notaları diyebilirim.

    52940-800w.jpg

    Genel anlamda tribünlere oynayan ferah ve parlak açılıp kremsi ve yumuşak devam eden en sonunda sıcak ve seksi bir şekilde tenden ayrılan bir parfüm.Harman kalitesi çok yukarılarda olmasa da genel yapı itibariyle güzel,günlük kullanıma uygun ve iltifat toplayacak bir yapıda.Ancak parfümün en çok eleştrildiği kısmı performansı.Belki de bir black orchid veya tobacco vanille olamamasının nedeni kalıcılık ve farkedilirlik değerleri.tene yakın seyreden ve kıyafette bile düşük kalan kalıcılık değerlerine sahip bir parfüm.bu durum yapılan iddali reklam kampanyalarına ve tom ford beklentilerine aykırı olsa bile benim için kullanımı son derece zevkli ve piyasadaki tatlı baharat bombalarına karşı en iyi alternatif olduğunu söyleyebilirim.Özellikle değeri hızla kaybolmaya başlayan aromatik fujerler ile şiprelerin modern ve başarılı bir yorumu olduğunu da eklemem gerekir.Özellikle alt notaları beni en çok etkilyen kısmı oldu.Keşke performans konusunda bir adım önde olabilseydi de alt notaları daha uzun hissedebilseydik dediğim parfümlerden biri olarak kolleksiyonumda bir şişesini bulundurduğum ve sürekli bulunacak genel beğeni konusunda sorun yaşamayan güvenli bir liman TF for Men.Zaten özellikle dip notalarının başarılı oluşu TF for Men in 1 yıl sonra extreme adıyla yeni bir flanker ının çıkmasına öncülük ederek baştan sona dip notalarının egemenliğine sahip yeni bir versiyonu piyasaya sürüldü.Parfümümüz 4 mevsim kullanımına uygun bir yapıda ancak özellikle geçiş mevsimlerinde daha iyi sonuçlar alınabilecek,serin yaz akşamlarında da sizi mahçup etmeyecektir.parfümün tasarımını daha önce çok fazla bilindik işlere imza atmamış biri olan Yves Cassar yapmış.Özellikle kapalı alan davetleri,ofis,toplantı vb durumlarda kullanıma son derece uygun 4 mevsim imza kokusu arayanların imdadına yetişebilecek ancak performans değerleri nedeniyle iyi düşünülmesi gereken bir parfüm.
  3. Kouros-YSL.jpg


    "karanlık ve nemli koridorun diğer ucunda parıldayan ışığın üstüne doğru yürüyordu genç adam.deri montunun vücudunu saran ve hareket ettikçe hışırdayan seslerinden başka attığı sert ve kararlı adımların sesleriyle yankılanıyordu daracık eski ve korkutucu koridor.bir an durdu genç adam önünde korkuyla irkilip kaçışan kedinin çığlıklarına aldırmadan ve bıyık altından gülerek izledi kedinin kaçışını.eliyle kirli sakalını kaşıyordu arada.Beyaz teninin kontrastı gibiydi sakalları ve tertemiz bedeninin imzası gibi duruyordu.hayatın anlamı vücudunda saklıydı sanki ancak genç adam için hiçbir şey anlam taşımıyordu sadece izliyordu zamanı.akreple bir olmaya çalışan ama her seferinde ondan uzaklaşan yelkovanın çaresizliği yoktu hiçbir tavrında.akrep misali ağır ağır ilerliyordu ve hep son karar ondaydı.koridorun bitiminde gözlerini kısan güneşe meydan okurcasına montunun cebinden çıkardı gözlüklerini.biçimli burnu ve kulakları arasında ne kadar da çok yakışıyordu ona damla gözlükler.geniş omuzlarının altında sakladığı biçimli ve atlet vücudu güven kokuyordu.ona yaklaşan her daim kendini sorguluyordu ve genç adam hayata hep 1-0 önde başlıyordu.attığı her adımda karşısına çıkan insanlar ona bakmaya yelteniyor ancak bakmaya cesaret edemiyordu.ilginç olan bunu kimse kendisine bile itiraf edemiyordu.o bir erkekti ve cinsini sonuna kadar taşıyordu.bir hamal gibi değil sadece erkek gibi...."

    03-ysl-kouros-nureyev-et-al (1).jpg

    yves saint laurent'in parfüm dünyasına armağanı olan kouros'u her sıktığımda yukarıdaki sahne gözümde canlanıyor nedense.kendine güvenen kusursuz bir erkeğin kokusu temiz saf bir o kadar kirli ve özgüven dolu bir koku.hikayesi 1981 yılında pierre bourdon'un elinden çıkmadan daha önce yves saint laurent'in marakeş'teki malikanesinde başlayan 1977 yılındaki yunanistan seyahatindeki poseidon tapınağındaki arkilik heykelleri görmesiyle devam eden ve laboratuvarda pierre bourdon ve ekibinin hazırladığı numuneler arasında bay yves'in "işte bu" demesiyle hayata gözlerini açan bir efsane kouros.şişe tasarımı sert,sağlam ve tıpkı poseidon tapınağındaki heykeller gibi güçlü duran,eski yunan'ın doğasını ve çekiciliğini beyaz rengiyle yansıtan,mavi yazı karakteriyle denize ve uçsuz bucaksız gökyüzüne vurgu yapan,güçlü,maskülen,zengin,şehvet dolu bir aroma kouros...

    aslında kouros'u tanımlamak için maskülenliği tanımlayarak başlamak en doğrusu olacak.özellikle parfüm dilinde maskülen kavramı notasal düzlemde ve grupsal olarak 2 ana kategoriye ayrılmış durumda.aromatik fujerler ve şipreler belki de maskülen kokuların en baz ana temalarıdır.kouros'ta aromatik fujer ailesine mensup bir literatürel sınıflama içerisinde yer alsa dahi bana göre bir çok fujerin yanına yaklaşamayacağı harman yapısı ile kendine has bir grupta olmayı sonuna kadar hak eden kült bir eser.özellikle alt notalarının zenginliği ve dolgunluğu kouros'u zamansız bir yapıya büründürmektedir.parfümün üst notaları klasik 80'ler dönemi parfümlerinden farklı olarak kişniş ve tarhun ile kirletilerek ilk dakikadan göz bebeklerinizin büyümesine yol açıyor.aldehitlerin karmaşık yapısına tozlu bir bergamot eşlik ederek ilk 5 dakikalık evre atlatılıyor.ilk dalgadaki şok etkisinden sonra kouros'un kouros olduğu anlara yavaş yavaş girilirken sabunsu bir tatlılığın genel rayihayı sardığını farkedebiliyoruz.ancak açıklanan notaların tek tek algılanması biraz güç.bunda zengin ve çok iyi karışmış harman yapısı ve alt notaların biran evvel ön plana çıkma çabası da etkili.parfüm bu andan itibaren hem temiz hem kirli hem ağır hem de konforlu kokmaya başlıyor ve sizi şaşırtmaya devam ediyor.kalp notalarındaki en belirgin öğe nemli paçuli.buna yumuşak ve kadifemsi karanfil ile sardunya arasında sabunsu bir his kazanan ve tarçınla tatlanarak dengelenen yapı alt notalara çok çabuk hapsoluyor ve o meşhur civet artık sazı eline alıyor.bu dakikadan itibaren parfüm gerçek kimliğine bürünerek hayvansı,güçlü ve erotik bir formatta dalga dalga etrafa yayılıyor.civete eşlik eden misk ve amberin de hayvansal kullanımı diplerden gelen derinin gizemli yapısı tonka fasulyesi ve balın tatlılığıyla dengelenerek ilerliyor.yanlız hiçbir nota civet karşısında daha fazla direnemiyor ve kouros tenimdeki 12 saati bulan macerası bitene kadar adeta civetle başlayıp civetle bitiyor...

    YSLKouros.JPG

    yukarıda basettiğim gibi açıklanan pek çok notayı tek tek hissetmek zor zaten ana oyuncu olan notalar dışındaki kullanımlar daha çok bir ressamın zengin ve karmaşık tablosuna derinlik katmak için vurduğu küçük fırça darbeleri misali makyaj amaçlı kullanılmış.pek çok parfümde sabitleyici olarak kullanılan pek çok nota kouros'ta ana oyuncu konumunda.bu durum kalıcılık ve farkedilirlik kavramını yerinden oynatarak en üst düzeye kavuşturuyor.koku fazlasıyla kalıcı ve tenden uçana kadar da farkedilir bir yapıda seyrediyor.

    kouros aslında tam bir tezatlar parfümü.aynı anda temiz ve kirli,uslu ve vahşi,seksi ve dingin kokmayı başaran başka bir parfüm bilemiyorum.şişesindeki bembeyaz temizliğe köşeli hatlarıyla eklenen güçlü yap şişenin içindeki mucize yapıyla adeta teninizde vücut buluyor.bu da onu taşıması zor ve kullanım alanı dar bir konseptte oturtuyor.günümüz şartlarında genç arkadaşların kullanılması zor bir parfüm.kesinlikle ten seçen,kıyafet,zaman,ve hava sıcaklığına bağlı farklı tepkiler verse de herşeyden önemlisi ruh seçen bir parfüm.yani pısırık kendine güvenmeyen,kendinde fiziksel ve psikolojik kusurlar bulan biriyseniz kouros kullanıp gülünç duruma düşmemeniz işten bile değil.yukarıda yazdığım kısacık öykünün içinde saklı belki hikayesi.durduğu yerde sırıtan bir yüz ifadesine sahip birinde veya bermuda şortun altına giyilen parmak arası terlik ile en fazla "pisuvar" kokarsınız.bu yüzden herkesin sevebileceği bir yapıda değil.ancak doğru insan ve doğru zamanda harikalar yaratabilecek bir parfüm kouros.

    gelelim kouros'a yöneltilen eleştirilere....öncelikle yukarıda belirttiğim gibi sevmesi,alışması ve kullanması kesinlikle zaman isteyen bir parfüm.hem harman yapısnın kuvveti hem de civet notasının baştan sona taşıdığı bir parfüm olması kourosu sevilen ve nefret edilen bir düzlemde makasın iki ucu açık bir kitlenin hem övgülerine hem de eleştirilerine maruz bırakıyor.sevenler kuvvetli ve maskülen yapısıyla her parfümü kourosla kıyaslıyor.sevmeyenlerde keçi ahırından başlayıp,idrar kokusuna,hacı yağından eski tip tütün kolonyasına kadar geniş bir kötü kokular skalasına dahil ediyor.ancak bahsettiğim gibi eleştiren herkesin kendine sorması gerekn soru bu parfüme ne kadar uygun olunduğudur.yoksa piyasa işi basit sentetik bombaların herkese yakışacağı aşikardır.ancak kouros size sadece bir koku sunmaz.ayrıca bir karakter katar ve bu karakteri taşıyabilmek için gerekli niteliklerin tamamına sahip olmak gerekir.özellikle son yıllarda öd ağacı ve gourmand kokular düzlemine sıkışan erkek parfümleri dünyasına 30 yıldan fazladır kafa tutan bir yapıda olması bile zamansız ve özgün bir kompozisyon olduğunun en önemli kanıtı.gelmiş geçmiş tüm parfümler arasında chanel no:5,guerlain shalimar ile birlikte devrim yaratmış bir yapıda olması bile onu sevmek için yeterli bir neden.

    bunun dışında kouros severlerin en büyük şikayetleri tabi ki reformulasyonlar.30 yıldan fazla bir süredir raflardaki yerini kaybetmeyen kouros ta diğer yaşıtları gibi pek çok reformulasyon geçirdi.şu an ysl adına üretim yapan l'oreal elinden çıkan son sürüm kouros'lar,kouros'u sevemeyenler için daha "katlanılabilir" yapıda ve eski versiyonlara göre daha sönük bir harman kalitesiyle piyasaya sunuluyor.elbetteki çok eski versiyonlarına ulaşmak çok güç ama en son 2008 yılında çıkan versiyonu bile yeni batch li sürümleri yıkıp geçecek kadar kuvvetli ve zengin bir harman yapısında.ne şanslıyım ki eski versiyon bir şişe kouros kolleksiyonumdaki yerinde duruyor.bunun dışında 15'e yakın flankeri bulunan kouros'un elime geçen diğer versiyonlarını başka yazılarda uzun uzun yazmaya devam edeceğim.

    son olarak değineceğim hadise kouros'un kullanım şekli ve dozajlamasıyla ilgili.öncelikle kesinlikle ten parfümü olduğunu belirtmem gerekir.yani kıyafete yapılan uygulama ile tendeki hali arasında şaşırtıcı derecede fark var.kıyafette son derece tek düze geçişsiz ve sığ bir şekilde kokarken ten üzerinde adeta coşan bir yapıda.bunun yanında yoğun bir şekilde kullanımı kouros'u çok seven birini bile bayabilir ve çevrenizde infial yaratabilir.gün içinde tazeleme gerektirmeyecek yapısı ile en fazla 5 fıs kullanarak sabahtan akşama kadar size eşlik edecektir.bunun yanında kouros'u seven ama çevre tepkilerinden çekinenler için özellikle aşırı tatlı parfümlerle bir arada kullanarak hem kouros'un sert yapısı bir nebze olsun yumuşatılabilir hem de elinizin altındaki uniseks parfümlere maskülenlik katabilirsiniz.son dönemde hermessence ambre narguille ile beraber kullandığımı da belirtmek isterim.

    özetle parfüm dünyasının sürmaskülen kokusu kouros'u anlayabilmek ve taşıyabilmek için zamana ihtiyacınız olduğunu unutmayın ve bu şaheseri sevmeseniz bile ayakta alkışı hakettiğini unutmayın
    ayhansalamci, yalciner51, Kukla ve diğer 1 kişi bunu beğendiniz.